Perşembe, Şubat 28, 2008

28.02.2008

Evet bahar yavaş yavaş geliyor gibi (bu satırları yazmamdan 10 dk önce çılgınca yağmur yağmasına rağmen iddiamda ısrarcıyım). Baharla birlikte elbette yeni sezon kıyafet ve ayakkabılarının vitrinlerin baş köşesine oturması kaçınılmaz. Bu da ya anne forsu ya da baba azarı (kredi kartları yaaağni) anlamına geliyor elbet. Bayiye henüz gelmiş olan In Style Mart sayısını sıcak sıcak kapıp eve götürdüm ve umduğumu pek bulamadım; alışveriş rehberi olma açısından tabii. Normalde In Style daha alındığı gün kalp (kesin gidip alınıcak), yıldız (gidip denenicek, güzelse alınıcak) ve soru işaretleri (umut vaadediyor, gidip bakılıcak) ile dolar normalde. Yine de zaten farkında olduğumuz gerçekleri görmüş olduk. Bu yaz romantik (çiçekli, böcekli, pastel renklerde), uçuşan etekli, kabarık etekli tasarımlarla beraber, tek parça olmak üzere fosforlu sarı, kırmızı, mor (fosforlu cevriye) elbiseler görebileceğiz sanırım sokaklarda. Söylemeden geçmeyelim, bu romantik, pastel, vs giysilerin güzel örneklerini River Island'da görmek mümkün, çok Elizabethian bir hava esmekte gördüğüm kadarıyla mağazada. Yine doğal renklerde (bej, haki, yeşil, kahve) şortlara, topuksuz, olabildiğince ayak sergileyen ipli mipli sandaletlerle birlikte en ciddi ortamlarda bile rastlanacak gibi. Yaz gelmeden ne sandaleti ulan diyerek bahara dönüş yapacak olursak, artık herkesin bir trençkot edinme vakti geldi de geçiyor (tabi herkes derken abartıyorum, ajanlar gibi dolaşmayalım cümbür cemaat). Trençkot deyince benim aklıma bej rengi ve Burberry geliyor haliyle. Her türlüsünü bulmak mümkün orada. Daha hesaplı birşeyler istiyorum diyen şahısların ise Marks&Spencer olsun, Mango olsun, Zara olsun, sevgili mağazalarımıza göz atmaları yeterli. Ben özellikle Zara fanıyım denebilir. Çünkü o "uniform" havası altında, iş kadını-yaşlı başlı kadın kıyafetlerinin altında 1-2 tane süper şey çıkıyo arada bir. Mesela geçen ay aldığım şifon, sık puanlı, bej, yeşil ağırlıklı, fırfırlı bluz gibi. Eh, bluzun bu özellikleri ilkbahar-yaz modasının özeti niteliğinde oldu. Makyaja gelicek olursak, kışın "bebek yüz" modası her yaz olduğu gibi yerini "sağlıklı cilt" ıvır zıvırına bırakıyor. Yalnız Max Factor şu Masterpiece serisinin renklilerini çıkarmış. İddialara göre hem %70 uzun hem de yeşil, sarı, oranj, moranj kirpiklerle dolaşabiliyorsunuz. Kişisel deneyimlerimden yararlanmak isterseniz, ben Giorgio Armani Maestro'nun üstüne tanımıyorum rimelde. Diorshow falan yalan tamamen. Fırçasından bile farkı anlaşılıyor, ne bir topaklanma var, ne o iki taraflı badana zımbırtısı. Sürüyorsunuz, şak 3 kat kirpiğiniz olmuş. Ayrıca takma kirpik olayı aldı başını gitti. Revlon adlı markanın tercihe göre daha uzun, daha hacimli vesaire birkaç çeşidi bulunmakta. Yeşilçam effect size göreyse buyrun. Allık ve rujlarda da ilkbaharla birlikte pembe doğallığı hüküm sürecek heralde. M.A.C. allık konusunda oldukça geniş bir yelpaze sunuyor, cart pembe gibi cesur ürünlerden de kaçınmıyor elbette, hem de o güzel fırçalarıyla ürünleri uygulamak ayrı bi zevk.
Ayakkabıdan pek bahsetmemiş olmamı ise witty bir yorumla yazımı noktalayarak telafi edeceğim. First Ladymiz Hayrünnisa Gül'ün Christian Louboutin giydiğini her yerde avaz avaz söyleyip, fiyatından dolayı eleştirdiler ülkemiz sürünürken sekizyüzbilmemkaçdolarlık ayakkabı giymesini. Acaba Sayın Gül giydiği ayakkabının tabanının neden kırmızı olduğunu biliyor mu? (emekleri çalınan işçilerin kanını sembolize ediyor... diyemicem, zira Fransız bir tasarımcıdan söz ediyoruz burada) Bu sevgili Christian, gençliğinde Paris'teki fahişelerin ayakkabılarının tabanını oje ile kırmızıya boyamalarını çok yaratıcı bularak tasarladığı her bir ayakkabının tabanının bu renk olmasına karar vermiş. Maşallah. Bu arada Christian Louboutin'in de kendi mağazası olsa diyoruz artık Jimmy Choo, Sergio Rossi, Marc Jacobs ardından. Tabii Beymen'den allah razı olsun. Bunları söylemek de bana Jimmy Choo, Etro, Chloé, Bottega Veneta ve daha nice seçkin mağazanın Akaretler'de açılmasına ramak kalmış olduğunu hatırlattı. Desenize, erkek arkadaşıma giderken gözüm ve gönlüm ayaküstü açılıvericek.

Hiç yorum yok: