
Şu sıralar ikinci sezonu başlamak üzere olan
Gossip Girl'ün başroldeki karakterlerinden biri olan
Blair Waldorf'un stilini incelemek istiyorum bu yazımda. Kendisi 22 yaşındaki
Leighton Meester tarafından canlandırılıyor.
Blair de arkadaşları gibi hayli zengin bir aileye mensup bir kızcağız, ayrıca annesinin kendi moda koleksiyonu mevcut, bulimia'dan muzdarip olduğu sanılan, zengin olmayan herkesi küçümseyen, arkadaş grubunun kraliçesi olup onları yöneten, ukala bir hanım. Çok da düzenbaz. Giyim tarzı ise göz kamaştırıyor denebilir rahatlıkla. Tabi bu insanların sözde 16 yaşında olmaları ve liseye böyle (bkz: soldaki fotoğraf) gidiyor olmaları ayrı bir konu.
Blair'in giymeyi en sevdiği şey renkli ve desenli külotlu çoraplar. Çoğunlukla kırmızı, beyaz ve siyah renkleri tercih ediyor bu çoraplarda, kimi zaman da yandaki fotoğraftaki gibi dantelli olanları giyiyor. Bu çoraplarla birlikte kimi zaman topuklu kısa botlar giydiğini görüyoruz (ankle boots), kimi zamansa düz babetler. Ara sıra yüksek topuklu
pumplar da giymiyor değil bu minyon kız.

Blair çoğu zaman güzel bacaklarını ortaya çıkaran giysileri tercih ediyor. Kendisini pantolonla görmek Carrie Bradshaw'u topuksuz ayakkabıyla görmek kadar az rastlanır bir olay. Blair'in sık sık t-shirtvari elbiseler giydiğini görüyoruz, aşağı bol inip diz kapağının bir hayli yukarısında biten mini elbiseler. Bazen de sağdaki fotoğrafta gördüğümüz gibi şort giydiğine tanık oluyoruz. Bu şortları yine renkli çoraplarla tamamlamayı ihmal etmiyor.
Blair'in sıklıkla aksesuar kullandığını görüyoruz. Başından tacı, boynundan kolyeyi, fuları eksik etmiyor diyebiliriz. Yumuşak görünümlü, hemen her zaman dalgalı kullandığı saçlarını birbirinden güzel taçlarla süslüyor. Kolyeleri ise çoğunlukla inci görünümünde boncuklardan oluşuyor, siyah ve beyaz... Tabii Chuck Bass'in ona onyedinci doğumgününde hediye ettiği şahane Erickson-Beaman pırlanta ko

lyeyi saymazsak! (aşağıda, solda) Blair'in kemerleri de kıyafetleriyle son derece uyumlu. Queen B abartmadan çok şık olmayı biliyor.
Blair hem giyiyor, hem giydiriyor. Annesi Eleanor Waldorf'un tasarımları olan giysileri ancak "Blair'in özel ordu"sunun mensubu k

ızlar giyebiliyor, Blair'in onlara hediye etmesi sonucu. Yine annesi "benim tasarımlarımı kendi kızımdan daha iyi kim tanıtabilir" fikriyle yola çıkıp katalog çekimleri için Blair'in mankenlik yapmasını istiyor; gelgelelim Blair'i mankenlikte hafif başarısız görüyoruz...
İnsanın sorası geliyor
Gossip Girl gençlik dizisi mi yoksa moda dizisi mi diye... Bana kalırsa
Sex and the City'nin daha gençlere hitap eden bir versiyonu demek abartı olmaz
Gossip Girl'e, zira Carrie Bradshaw ve arkadaşlarının maceralarının fizikse

l yönüne yetişemese de, yeniyetme gençlerin New York'ta paranın da etkisiyle fazla eğlenince duygusal anlamda (hoş cinsellik de eksik değil) ne kadar yozlaşabileceklerini göz önüne sermekten çekinmiyor dizi. Neden moda dizisi dedik? Blair'în giysilerini bir kenara koyarsak, Serena Van Der Woodsen'ın da kendine özgü bir stili olduğu tartışılamaz, Chuck Bass desen, onu tarif etmek zor, papyonlar, rengarenk süveterler, resmi ceketler, bir nevi Chuck'ın imzası olan eşarbı... Bir de Jenny var, kızın 15 yaşında servi boylu ve bir içim su olduğu yetmezmiş gibi, modadan gayet anlaması ve kendi stilini oluşturması yetmezmiş gibi, DİKİŞ DİKİYOR Bİ DE. Hem de haute couture kıyafetler dikiyo kız; gidiyo süper lüks bi mağazaya, bi kıyafet görüyo, tak akşama dikiyo aynısını. Yok artık...
Evet, itiraf ediyorum ki bu yazıyı Blair'in daha fazla fotoğrafını koyabilmek için uzatıyordum. Aslında yazacak çok şey var, fakat dizinin senaryosuna el atarsam sayfalarca yazabileceğimden korkuyor, tadında bırakmak istiyorum...
Gossip Girl 1 Eylül'de 2. sezonuyla ekranlara dönüyor. (Yani biz salı günü öğleden sonra falan izliyoruz, torrentler sağolsun).