Efendim, ilki düzenlenen İstanbul Fashion Days'in son gününe yetişmeyi başardık. Her yıl yapılması planlanan bu güzel etkinliğin yeri İTÜ'nün Taşkışla kampüsüydü. Taşkışla'nın avlusuna masalar, bistrolar, barlar konmuş, bir de dj'e yer verilmiş. Önce binanın içinde yer alan, çeşitli Türk markalarına ait tasarımları inceliyorsunuz. Sonra avluya çıkıp kendi halinde bir şeyler içen, sohbet eden insanlara katılıyorsunuz. İnsanlar orada defile saatlerine kadar zaman geçiriyor, ardından binanın defilenin yapılacağı bölümüne geçiliyor, bir yığılma oluyor, falan filan. Biz Fashion Days'in son defilesi olan Hakan Yıldırım defilesine katıldık. Defileden yirmi otuz dakika önce içeri giriliyor, öyle fazla da yer yok. Sonradan gelenler ayakta kaldı, kimileri salonu bile terk etmek zorunda kaldı. Avluya yerleştirilen ekrandan da izleyebiliyorsunuz defileyi. Şansımıza biz ön sıradaydık. Defileye gelecek olursak, ben Hakan Yıldırım'ın tasarımlarına aşina değilim, bu yüzden tek bir sezona, tek bir defileye bakarak ne derece yorum yapabilirim, bilmiyorum. Ama bana bayağı özelliksiz geldi tasarımları. Tüylerle süslenmiş parlak, satenimsi kumaşlardan ibaretti giysiler. Envai çeşit renk kullanılmıştı ama, hakkını yemeyelim. Öyle giyip dolaşılacak pek bir şey yoktu aralarında. Neyse, defilenin ardından yine avluda bir afterparty oldu, kokteyl biçiminde. Defilelerde göremediğimiz bir takım ünlüler cirit attı, vs. Ben Arzu Kaprol'un defilesini izlemek isterdim şahsen, ama kısmet olmadı. İnşallah seneye.
Değinmek istediğim bir başka gelişme de Doğuş Yayın'ın Conde Nast ile anlaşıp Türkiye'ye Vogue, Glamour ve GQ dergilerini getirmeye karar vermiş, hatta getirme aşamasında olması. Bakalım bu dergilerin Türk versiyonları nasıl olacak, hiç değilse InStyle ve Harper's Bazaar'a alternatif çıkmış olur Vogue ile, Glamour da okuması oldukça zevkli bir dergi.
Salı, Eylül 01, 2009
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder